BURUK RAMAZAN

Saadet SARITUNÇ

               

Recep, şabandan sonra bizi ramazan ayına kavuşturan Allah’a hamdolsun. Yine geldi bir Ramazanı şerif. Hoş geldi sefa getirdi. Evlerimize, sokaklara, şehirlere hatta tüm dünyaya manevi bir renk geldi.

               Ne yazık ki bu sene buruk ramazan. Dünyayı kasıp kavuran Covid-19 salgınından dolayı insanların evlerinde olmaları gerektiği bu zamana denk geldi. Zaruri ihtiyaçlar ve durumlar haricinde herkes evlerinde ailece karantinada olduğu bu günlerde camiler boş teravih ve mukabeleler olamayacağı için bu sene ramazan buruk geldi. Camiler insansız, cemaatsiz, teravihsiz ve mukabelesiz olması akla ziyan oldu bize.

               Her ne kadar içimiz buruk başlasa da ramazanla gönüller de coşku, sevinç, heyecanlar başladı. Tüm programlar ramazana ayarlandı. Yemek saatleri iftar ve sahur olarak kodlandı. Uyku saatlerin hesabı yapıldı. Camilere gidilemeyecek olduğundan teravih ve Kur’an mukabeleleri evlerde ayarlandı.

              Her şeye rağmen ramazan huzurdur, berekettir. Mazlumları ve mahrumları hatırlamadır, paylaşmadır. Hayır derneklerinin, ihtiyaç sahibi kimselerin kapısına bıraktıkları bir takım güzelliktir. Belki de bu zamanı iple çekerek bekleyenlerin kavuşmasıdır, mutluluğudur.

                 Diğer yandan ramazan, 11 ay boyunca masivaya bulaşanları, gündüz oruçla gece namazla arındırma ayıdır. Tevbe ayıdır . Nefisleri hesaba çekme ayıdır. Ramazan da şeytanların bağlanmasıyla insan ruhu rahmani hissiyat içine girer, nefsani düşünceler en aza iner.

                Sanki  Rasulullah (Sallahu  Aleyhi Vesellem) bizi ziyarete gelmiş, O’nun huzurunda olmanın huşusuyla dolar insan. Tıpkı sahabelerin düştüğü durum gibi, Hanzala gibi. Hani bir gün Hanzala dışarda ağlayarak ; “ Hanzala münafık oldu!” dediğini duyan Hz.Ebubekir  onu Rasulallah’ın (Sallahu  Aleyhi Vesellem) yanına götürür. Hanzala ; “Ey Allah’ın elçisi, yanında bulunduğumda bize cennet ve cehennemden bahsediyorsun, biz de onları gözümüzle görür gibi oluyoruz. Senin huzurundan çıkıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işlerimizin başına dönünce bunların çoğunu unutuyoruz. ”Bunun üzerine Rasulallah (Sallahu  Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu ; “Canımı kudretiyle tutan Allah’a yemin ederim ki eğer siz benim yanımda bulunduğunuz hali devam ettirip hep zikirle meşgul olsaydınız, melekler yattığınız yataklar da yürüdüğünüz yollar da sizinle tokalaşırdı. Fakat ey Hanzala! Bir saatinizi ibadete, bir saatinizi de dünya işlerine ayırınız.” dedi ve üç defa tekrar etti.

                   Velhasılı kelam diğer aylarda kendini salan kullarını, Allah bu ayda kendine davet ediyor. Huzuruna çağırıyor. Gerçek mutluluğun maddiyatta değil maneviyatta olduğunu bize gösteriyor. Kendisine yaklaşmanın mutluluğunu bize yaşatıyor. Maneviyattan buram buram istifade etmememizi istiyor.

                  Bizler de bu davete icabet edip bu atmosfere girmiş bulunmaktayız Elhamdulillah. Camilerimiz kapalı diye içlerimiz buruk olsa da camilerden yükselen ezan ve selalara şükrediyoruz. Ya onlar da olmasaydı!

               Rabbim şimdiden tuttuğumuz oruçları, kıldığımız namazları ve ettiğimiz duaları dergahı ilahide kabul etsin inşallah. Üzerimizdeki bu maraz olan virüsü bize bir uyarı, uyanma ve kendimize gelme vesilesi kılsın inşallah. Üzerimizden defetsin. İleri de anlatacağımız mücadelelerimiz arasına katsın. Ramazanı şerifleriniz mübarek olsun.  

Paylaş: