Bütün sınavlarımız için ortak bir akıl şart
Bilgi çağında yaşadığımız için en büyük güç bilgidir. Bu gücün sağlıklı, vicdanlı, ahlaklı insanların elinde olması herkesin faydasına olacaktır. Bu konuda çoğumuz bilginin ekonomik değerinin olup olmadığına bakar şöyle düşünürüz. Eğer elde edeceğimiz bilgi bize, çocuklarımıza, para kazandıracaksa böylesi bir bilgi faydalıdır, eğer kazandırmayacaksa faydasızdır. Toplumda hızla yayılan bu hastalık, bu bakış açısı, sağlıklı olmadığı gibi toplumsal faydaya da bir katkısı olmayacaktır.
Bütün sınavlarımız için ortak bir akıl şart

Bilgi çağında yaşadığımız için en büyük güç bilgidir. Bu gücün sağlıklı, vicdanlı, ahlaklı insanların elinde olması herkesin faydasına olacaktır. Bu konuda çoğumuz bilginin ekonomik değerinin olup olmadığına bakar şöyle düşünürüz. Eğer elde edeceğimiz bilgi bize, çocuklarımıza, para kazandıracaksa böylesi bir bilgi faydalıdır, eğer kazandırmayacaksa faydasızdır. Toplumda hızla yayılan bu hastalık, bu bakış açısı, sağlıklı olmadığı gibi toplumsal faydaya da bir katkısı olmayacaktır.

Bu anlamda bilginin türleri tartışılırken her filozof kendi deneyimlerinden yola çıkarak bilginin kaynağını farklı yorumlamıştır. Kimi sadece aklı, kimi sadece deneyi öne çıkararak, gerekçelendirerek, bilgiyi sadece bir kaynağa indirgemeye çalışmıştır.

Böylesi bir yaklaşım doğru mu? Tartışılır.

Tarihin her döneminde konulara bütüncül bir açıdan bakmayıp tekçi bir yaklaşım sergileyenler, insanlara mağduriyet yaşattığı gibi hastalıklarını da bulaştırmışlardır. Bu hastalık belki yüzyıllarca sürmüştür.

Konuyu güncellediğimizde bir takım insanlar kendi bilgilerini bilimsel görüp diğer bilgi türlerini dikkate almamakta. Oysaki dikkate almadıkları bu bilgi türü, bu bakış açısı, belki de toplumda bir şifa niteliği taşıyabilir.

Genelin bilgisinin ne kadar önemli olduğunu ‘'Kim milyoner olmak ister.'' programına bakarak daha iyi anlayabiliriz. Hepimizin bildiği gibi bu programa önceden başvurulur hak kazananlar arasında kura çekilir, ismi öne çıkanlar sahneye davet edilir; hal hatır sorulduktan sonra soru kısmına geçilir. Yarışmacının emin olmadığı sorularda telefon hakkı verilir, şıkların yüzde ellisi çıkarılır ya da seyircinin cevaplaması için hak verilir. Genelde seyircinin cevapladığı soruların yüzde doksan dokuzu doğru çıkar. Bir yarışmada bu görülebiliyorsa neden bizler kendi sınavlarımızda çoğunluğun görüşünü referans alamıyoruz?

Eğitim sınavında, hukuk sınavında, siyaset sınavında neden sınıfta kalıyoruz? Bunları iyice düşünmek gerek. Daha önceki sınavlarla ilgili bir Bakan çıkar TEOG sınav sitemini yüzyılın projesi olarak tanımlar, diğeri gelir; bu sınav siteminin sağlıklı olmadığını söyler, biri gelir; YGS'nın en mantıklısı olduğunu söyler, diğeri gelir; bu sınav sisteminin sağlıklı olmadığını söyler. Yukarıdakiler bu sınavın izahını sağlıklı yapamıyorsa aşağıdakiler nasıl yapacak?

Bizler birer eğitimci olarak bu konuyu hep gündeme taşıdık bir haksızlığın bir mağduriyetin olduğunu hep dile getirdik. Bu anlayışla Anadolu'daki bir öğrencinin şartları ile kolejde okuyan bir öğrencinin şartlarının aynı olmadığını, olamayacağını söyledik.

Yaptığımız araştırmalara göre en iyi sistemin TEOG olduğu fikrine katılmakla beraber yeni sınav sisteminde Eşit Ağırlık alanının kaldırılmasını, sınavın sayısal ve sözel olması gerektiğini vurguladık. Neyse ki bugünlerde bazı Üniversite Rektörlerinin bize katılması, bizim gibi ifade etmesi Sayın Cumhurbaşkanımızı etkiledi. Sayın Cumhurbaşkanımızın mağduriyetlerin giderilmesi noktasında bir düzeltilmenin yapılmasını ifade etmesi sevindirici bir tablo. Bu ve bunun gibi haksızlıkların giderilmesi inanın ki milletimizin faydasına olacaktır.

Selam ve dua ile…

Kategori: EĞİTİM
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal

KATEGORİ HABERLERİ

-